"Çok iyi bir babadır"

Murat Ülker

Sabri Ülker endüstriyel bir başarının ardındaki büyük kurucu olmanın ötesinde aynı zamanda çok iyi bir babadır. Faal olarak çalıştığı yıllarda hayatında iş yoksa biz vardık. Bizimle de çok yakından ilgilenirdi, ders çalıştırmaktan, kahvaltımızı hazırlamaya kadar her anımızda onu yanımızda gördük.

Eğer evde yanımızda değilse, o zaman biz fabrikada onun yanında olurduk. İşlerin nasıl yürüdüğünü görmemizi ister bize bisküviyi çikolatayı öğretirdi. O bizler için hem baba hem de yol gösteren bir öğretmendi.

Murat Ülker’le 2008 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Murat Ülker
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı

"Gözleri güveni ifade eder"

Orhan Özokur

Verimli çalışmak için Sabri Bey’in gözlerine bakmak yeter, gözleri güveni ifade eder. Bakışlarıyla yönlendirir, motive eder. Birlikte çalıştığımız yıllarda kimseye “çalış” dediğini duymadım. “En iyisini ben yapmalıyım ki onlar da örnek alıp yapsınlar” düşüncesindeydi. Kendisi öyle çalışırdı ki herkes bu enerjiden istifade ederdi.

Varlığıyla şu mesajı verirdi. Dile dökerek değil, örnek olarak. Sabri Bey’in hayat çizgisini örnek alabilmek ve bunu özümseyerek içe sindirmek başarı için çok önemli mesafe almak anlamına geliyor. Geçen uzun seneler içine aktif olarak Sabri Bey’le çalışırken hep bunu hissettim.

Orhan Özokur’la 2006 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Orhan Özokur
Natura Gıda Yönetim Kurulu Başkanı

"Çalışma disiplinini ben ondan öğrendim"

Ali Ülker

Sabri Ülker için ne üzerinde çalıştığınızdan daha çok çalışmanın disiplini önemlidir. Çalışma disiplinin ne demek olduğunu ben ondan öğrendim. Sadece iş konusundaki çalışkanlığı değil, bir aile babası, dede olarak da aynı enerjiyi gösterdiğine şahidim.

Beni erkenden uyandırmasını, kendi elleriyle bana ve kendisine kahve hazırlamasını ve bana ders çalıştırmasını hiç unutmam.

Ali Ülker’le 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Ali Ülker
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

“Her zaman muhitinden saygı görmüştür.”

Süleyman Demirel

Ülker’in kurucusu Sayın Sabri Ülker’i çok yakından tanırım,uzun zamandır tanırım.Fevkalade değerli bir iş adamıdır. Hem Türkiye’de böyle bir sanayi kurmuş olmakla hem Türkiye’deki pek çok kişiye iş vermiş olmakla hem de Türkiye’nin ham maddelerini işleyip katma değer ilave etmek suretiyle refaha hizmet etmektedir. Bu nedenle kendisini çok tebrik ederim,çok takdir ederim.

Sabri Ülker Bey’le aynı meclislerde bulunduk geçmişte. Sabri Ülker Bey çok muhterem bir zattır ve her zaman muhitinden saygı görmüştür. Büyük bir hayırseverdir ve kendisinin Türkiye’ye yapmış olduğu hizmetlerden dolayı her zaman takdir etmişimdir, tebrik etmişimdir, teşvik etmişimdir. Bugün de Murat Ülker bu işleri götürüyor. Murat Ülker, onu da gayet yakından takip ediyorum.

Tesisler Sabri Bey’in değil,tesisler Türk vatandaşının.İçinde çalışan o, çıkardığı ürünü tüketen o, hammaddesini üreten o, Sabri Bey aracı.

Süleyman Demirel ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Süleyman Demirel
TC 9. Cumhurbaşkanı

"Mütevazidir, lüksü sevmez"

Ali Doğan

Sabri Bey’in felsefesi şu: En başta dürüst olmak, çalışkan olmak, ülke menfaatini hep önde tutmak.Mesela, Sabri Bey yeni bayilik sistemine geçtiğinde Türkiye yine ekonomik olarak sıkıntı içinde; kıtlıkve yokluk var. Bir dönem şeker bulunmuyor, ona göre bir fiyat tespit ediliyor. Sonra şekerde veya herhangi bir maddede bir ucuzlama oluyor. Bütün bayilerini arıyor ve diyor ki, “Bu imalat düşük rakamlara mal oldu. Şu kadar lira iade vereceğiz”. Halbuki malını satmış. Tabii Anadolu’daki bütün tüccarlar etkileniyor bu yaklaşımdan.

Sabri Bey çok mütevazı bir hayat yaşardı, lüksü sevmezdi. Hatırlıyorum, bir gün Turgut Özal Sabri Bey’i evinde ziyaret etmek istedi. Sabri Bey “Bize gelmek istiyorsanız buyurun gelin ama benim evim çok küçük. Ben mahcup olurum. Başbakan geldiği için mutlaka yanında arkadaşlar da olacak. Benim ona yetecek ne salonum var ne de yardımcım. Uygun görürseniz ben sizi başka bir yerde ağırlayayım. Benim evde ancak beş altı kişi ağırlanabilir” dedi. Böyle bir hayatı vardı yani. Bütün bu mücadelesinde, bu azminde onun inancının sağlamlığı da var. Örnek bir insandı. Evinden misafir hiç eksik olmazdı. Misafirlerine kendi eliyle hizmet ederdi. Bir büyüğü kalktığı zaman ayağa kalkar, 15 yaşında bir çocukla bile tokalaşırken ceketinin düğmesini iliklerdi.

Ali Doğan’la 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Ali Doğan
Eski Devlet Bakanı

“Sabri Bey’in büyük başarısına ancak şapka çıkarılır.”

Firuz Kanatlı

Sabri Bey’le 1959 yılında Ülker Fabrikasına un satmaya gittiğimde tanıştım.Görüşmemiz sırasında Sabri Bey’le tartıştık. Gençliğin verdiği heyecanla Sabri Bey’in “Bizim istediğimiz unu üretemezsiniz” şeklindeki uyarısına sert cevap verdim. Unu satamadan ayrıldık. Aradan 5-6 yıl geçtikten sonra bisküvi imalatına başladım, Sabri Bey’le o zaman tekrar biraraya geldik. İşin içine iyice girdikten sonra Sabri Bey bizim önderimiz oldu.

Sabri Bey, kendisine karşı takdir hisleriyle dolu olduğum bir insandır. Yani sıfırdan başlamış ve işi buralara getirmiş, Türkiye'de bir numara olmuş bir insana şapka çıkartırsınız. Sabri Bey’in kişiliğine karşı da takdir hisleriyle doluyum. Yani hem başarısına hem de kişilik özelliklerine saygı duyarım. Çok zeki bir insan. Benim işimin gurusu yani en iyi bilen kişi.

Firuz Kanatlı ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Firuz Kanatlı
Eti Şirketleri Onursal Başkanı

"Mesleğine aşık bir adamdır"

Merhum Vitali Hakko

Şapka işini başardıktan sonra bir şey daha yapmak istiyorduk. “Çikolata yapacağız” dedim. “Öyle bir çikolata yapacağız ki Türkiye’de henüz yapılmamış.” Çikolatayı yapmak istiyoruz ama nasıl yapıldığından zerre kadar haberimiz yok. Konçlamanın ne olduğunu bilmiyorum. Araştırdık İsviçre’de. En iyi çikolata, en iyi çikolata eksperleri, uzmanlar İsviçre’de. Zürih’te çikolata eksperi, Mösyö Tot’la görüştük. “İstanbul’a gelin, durumumuza bakın. Yeterli tesis yoksa kurarız” dedim. Mösyö Tot geldi. Çeşitli markaların fabrikalarını gezdik. Hiçbirini beğenmedi. En son Ülker’e gittik. Ben önceden araştırmamı yaptırmıştım. Ülker’i çok methetmişlerdi. Bu işin Ülker’de biteceğini biliyordum. Fabrikayı gezdik, Sabri Bey’le görüştük. Beyaz önlüklü, temiz bir fabrikatör. Mösyö Tot çikolatanın tadına baktı ve “Tek çalışabileceğimiz yer burası. Ama biraz daha konuşalım” dedi. Yıllar yılı ne ben ne kardeşim, hiçbir sorun yaşamadan çalıştık Ülker’le..

Sabri Bey eli açık, mesleğine aşık bir adam. Sabri Bey için, “İyi adamdır, mükemmel adamdır” dersem klasik olur. Ben, “Modeldir” diyebilirim. Hiç görüşmüyoruz. Ama sevdiğim bir insandır. Neden seviyorum? Çünkü kimsenin ekmeğine mani olmadan yaptığını kaliteli yapıyor. Biz kalite düşkünüyüz. Mesela Cola Turka sadece bir ticari marka değil, bir zeka, milliyetçilik... O kolayı içerken “Türk” demek, çok keyif verici bir şey, çok hayırlı bir şey. Herkes Ülker’in yaptığını yapmak istedi dünyada ama yapamadı, düşünemedi. Mevzusu açıldığında, “Keşke her firma Ülker gibi olsa” derim. Ve Allah hakkını veriyor. Yaptıkları her şey kabul görüyor, beğeniliyor. Ne yapıyorsa kaliteli yapıyor Ülker.

Merhum Vitali Hakko ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Merhum Vitali Hakko
Vakko'nun Kurucusu

"Hayır işlerinde nümayiş yapmaz"

Nihat Gökyiğit

1992 yılında Vehbi Koç’la görüştük ve TEMA Vakfı’nı kurmaya karar verdik. Türkiye’deki en önemli 30 işadamına gidip görüşecek ve vakfın kuruluş amacını ve faydalarını anlatacaktık. Tabii bu listede Sabri Bey’i en başa yazdık. Ben, iş adamlarına sunmak için bir özet hazırladım; “Türkiye’nin buna neden ihtiyacı var? Neden ağaçlandırma Türkiye’nin önemli bir meselesi?” başlıklarını içeren bir özet. Sabri Bey’le görüşmeye gittik. Konunun önemini hemen kavradı ve sözümüzü fazla uzattırmadan, “Ben varım bu işte” dedi. Kurucu olarak mütevelli heyetinde yer almaya da razı oldu. Genelde iş adamları, “Bizi meşgul eder bu iş” diyerek girmek istemezler. Sabri Bey konunun çok önemli olduğunu görerek kabul etti. Bir şeyi daha, o günkü konuşmamızdan anladık: “Bu işe destek verenleri çok fazla duyurmaya gerek var mı?” anlamına gelecek bir şeyler söyledi. Bilinmesini istemiyordu yapılan hayırların. Sabri Bey deyince; hayır işlerine, kendisini göstermeden, nümayiş yapmadan hemen gönül veren, yapan bir kimse geliyor aklımıza. Bu anlayışı, destek verme kültürünü Ülker Grubu’ndakilere de yerleştirmiş.

İş dünyasında dürüst temiz, hiçbir şekilde kimsenin hakkına dokunmayan, kimseyi incitmeyen ve işini modern bir yönetim anlayışıyla en iyi şekilde götüren entegrasyona önem veren bir iş adamıydı.

Nihat Gökyiğit
İşadamı, TEMA Vakfı Kurucu Üyesi

"Önderlik yapacak bir şahıs"

Kamil Yazıcı

Akıllı, zeki, ketum, gösterişi sevmeyen, çalışkan bir arkadaşımız. Her zaman için takdir ettiğim, önderlik yapacak bir şahıs.

En son Nasaş bizden çıkmadan bir sene evvel Manisa’dan yönetim kurulu toplantısından dönüyoruz. O zamanlar bu toplantıları Manisada senede bir iki defa yapardık. “Sabri Bey sen basket ile uğraşmak istiyormuşsun” dedim. Nasaş’ın basketbol kulübü vardı. Herhalde bu Murat’ın işi,gençlerin işi dedim. “Yok Kamil Bey ben önder oldum o işe” dedi. “Ozaman seni bir daha tebrik ediyorum” dedim.

Nasaş’ın gidişatını gördü ki Polinas’ı bana getirdi. “Gel beraber bu işi yapalım dedi.” Unutulmayacak bir ortak, unutulmayacak bir arkadaş. Resmiydik ama senede 3 defa konuşsak da bende çok iyi hatıraları vardır.

Kamil Yazıcı ile ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Kamil Yazıcı
Anadolu Holding Kurucusu

“İnsanlara güvenebilen biriydi”

Tuncay Özilhan

Sabri Ülker Bey benim açımdan çalışılması çok kolay bir insandı. İnsanı çok iyi dinleyen ve tecrübesinden dolayı çok iyi yorumlayabilen, insanlara güvenebilen biri olduğu için çok dostane, çok yakın, çok iç içe çalıştık.

Polinas’ı Sabri Bey’le ben sıfırdan kurduk ve ikimiz beraber geliştirdik. Polinas’ın ana statüsünde sosyal yardım vakfımıza hersene kardan verilen önemli miktarda teberru vardı. Sabri Bey’in hiç itirazı olmadı buna, hatta can-ı gönülden destekledi. Bunu bir başka ortaktan beklemek ve ortak olarak bunu kabul etmek kolay değildir. Sabri Bey bunu gönül rahatlığıyla verdi.Hiçbir zaman da en ufak bir lafını etmedi. Hala da o madde yürürlükte. Sabri Bey’le beraber Türkiye’ye olan borcumuzu ödedik. Sosyal yardım vakfımız Polinas’ın bu katkısına karşılık Manisa’da büyük güzel bir mesleki eğitim lisesi yaptırdı. Böylece Sabri Bey’e olan borcunu ödedi.

Tuncay Özilhan ile ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Tuncay Özilhan
Anadolu Holding Kurucusu

"Ülkeye büyük hizmetleri olmuştur"

İbrahim Bodur

Sabri Bey teknolojiye, yeniliğe açık bir insandı. Bana da anlatırdı: Avrupa’daki, Amerika’daki, bilhassa Amerika’daki firmaların emekli olmuş CEO’ları başka ülkelere gidip tecrübelerini, teknolojilerini aktarıyorlardı. Sabri Bey bunlardan yararlanan ilk işadamlarındandı. Kim iyi bilir,kim iyi yapar onu çok iyi araştırırdı. Tecrübeli, işin içinde yoğrulmuş kişileri alırdı. Sabri Bey kurumsal yapıyı iyi hazırlamış bir işadamıdır. Ama öyle kitaptan, teoriden gelenleri değil tatbikattan gelen tecrübeli, her yönüyle güvenilir kimseleri alması, bugün bu işin devamının en önemli faktörlerinden biridir. Bu yönüyle de ben Sabri Bey’i takdir ederim. O sayede bugün Ülker, Ülker olmuştur. Temeli sağlam… Kurumsallaşmayı başarmıştır. Bugün Ülker bir dünya markasıdır.

Sabri Bey’in hakikaten ülkeye büyük hizmetleri olmuştur. Bizim misyonumuz devlete, millete bir şey bırakmaktır. Bizim geride bıraktığımız şey odur.

Sabri Bey’in özü sözü birdi. Hayat tecrübesi ve hayat görüşü vardı. Bin bir sıkıntının içinden gelmiş biriydi. Hayatın bütün yönlerini bilirdi. Basacağı yerin sağlam olduğunu görmeden basmazdı.

İbrahim Bodur ile 2009 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

İbrahim Bodur
Çanakkale Seramik A.Ş. Kurucusu
Diğer Sayfa

"Her zaman sektördeki firmalara destek vermiştir"

Tanıl Küçük

Sabri Ülker Bey sektöründe sadece firmasının gücüyle değil, kendi bilgisi ve deneyimiyle de her zaman önder ve öğreticiydi. Sabri Ülker Bey hakkında ilk günkü kanaatim bugün de değişmedi. Sabri Ülker Bey’i sanayiye yeni girmiş genç bir insan olarak da, 26 yıllık tecrübeyle de bu yönde değerlendirdim. Sabri Bey her zaman öğretici olmuştur.Bunu çok önemseyerek söylüyorum. Hem etkilenmiştim hem de kendisini öğretici bulmuştum.

Sabri Ülker'de en çok etkilendiğim şeylerden biri, sektörüne her zaman destek vermesidir. Belirli bir rekabet içindeyizdir ama bu son derece seviyeli bir rekabettir.

Ülker’in büyük bir gücü ve çok çeşitli ürünü vardı. Eğer sektördeki önderliğini ve o gücünü kullansaydı bugün için çok fabrikayı zor durumda bırakırdı. Yani yıkıcı rekabet yapabilirdi.Hiçbir zaman yapmadı. Tam tersine sektördeki bütün firmaların yaşaması için destek olmaya çalıştı.

Tanıl Küçük ile ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Tanıl Küçük
Elit Çikolata ve Şekerleme Fabrikası Sahibi

"Hakkaniyete çok önem verir"

Necdet Buzbaş

Sabri Ülker Bey’le tam 25 yıl beraber çalışarak kendisini yakından tanıma fırsatına sahip oldum.Ticari dehasının yanı sıra nezaketini, mütevazılığını ve hakka çok değer veren tutumunu vurgulamadan geçemeyeceğim.Organizasyon yeteneği, vizyonerliği,müşteriye verdiği değer ve özellikle sabırlı ve soğukkanlı oluşu Ülker Şirketler Topluluğunun bugünkü duruma gelmesinde rol alan en önemli etkenlerdir.

Zannedersem 1992 yılıydı. Uçak ile Trabzon’a gideceğiz, Yeşilköy Havalimanına geldik. İşlemlerimizi tamamladıktan sonra salona geçtik, sandalyelerde oturuyoruz. Salon henüz boş. Yaşlıca, beyaz sakallı bir amca uzaktan yavaş yavaş yer arar gibi gelip Sabri Bey’in yanına oturdu. Belli ki birileriyle sohbet etmek istiyordu. Sabri Bey benimle konuştuğundan yanına oturan adamı fark edemedi. Adam, Sabri Bey’in yüzüne eğilip bakarak dizine usulca vurup “Bey bey ne iş yaparsın?” diye sordu. Sabri Bey, mütevazılığını bir kez daha ispat edercesine “Bisküvi yapar, bisküvi satarız” diye yanıtladı. Şivesinden Karadenizli olduğu anlaşılan yaşlı adam tüm ciddiyetini takınarak “Bey bey, madem bisküvi yapıyorsunuz Ülker gibi yapın ha!” diyerek sözlerini tamamladı. Bu olay vatandaşın Ülker markasına verdiği değerin ortaya çıkması açısından fevkalade önemlidir diye düşünüyorum. Bugün markayı yöneten arkadaşların ne büyük bir mirası devir aldıklarının farkında olmalarını, bunun işleri kolaylaştırdığı kadar büyük sorumluluk da getirdiğinin bilinciyle hareket etmeleri gerektiğini söylemeliyim.

Necdet Buzbaş ile 2006 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Necdet Buzbaş
Ülker Grubu Eski Başkanı ve Onur Kurulu Başkanı
ve TÜGİS Başkanı

"Randevularına sadıktır"

Metin Yurdagül

Sabri Bey fevkalade kibardır. Randevularına dakikası dakikasına sadıktır. 20 yıla yaklaşan süre boyunca geciktiği tek bir günü hatırlıyorum. O zaman da tam randevu saatinde beni aldığı salona geldi, “Metin Bey, hoş geldiniz. Çok özür dilerim, bir konuşma vardı, biraz uzadı. Sizin 15 dakikanızı rica edeceğim. Ne içersiniz?” dedi ve yine işine döndü. Hakikaten tam 15 dakika sonra geldi. Yani 20 yıllık temas süresince hiçbir zaman dakikasını sektirmedi. Düşünün ki daha 35 yıl önce Sabri Bey buna daima dikkat ederdi.

Sabri Bey’in kişiliği hakkında ipuçları veren, bir başka önemli not... Tanıdığımdan bugüne kadar hep aynı ofiste kaldı. Böyle mütevazı bir ofisi ben hiç bir işyerinde görmedim. 7-8 metrekare ya var ya yoktur. Bu çok önemli bir şeydir. O oda halen muhafaza ediliyor.

1994 yılının son günleri, Sabri Bey, o zamanki isimleriyle Ülker depo müdürleriyle bir otelde toplantı yapıyor. Beni de davet etti. İlk defa davet ediliyordum. Küçük bir salon, 30-35 kişi var. Bütün Ülker’in satış toplantısı 30-35 kişilik! Toplantıyı dikkatle izledim. Bir ara bana döndü, “İşte Metin Bey, biz buyuz” dedi. Toplantılarda herkesi fevkalade sakin dinlerdi. Sesini yükselttiğini hiçbir zaman duymadım.

Metin Yurdagül ile 2006 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Metin Yurdagül
Ülker Gıda Grubu Eski Başkanı, Grup Eski Sözcüsü
ve MÜMSAD Başkanı

“Herkesi dinlerdi”

Tevfik Arıkan

Sabri Bey herkesi dinlerdi. Herhangi bir toplantıda konuşmayan biri varsa onu mutlaka konuştururdu. “Senin fikrin ne, ne düşünüyorsun?” diye sorar ve o kişinin konuşması bitene kadar ne söyleceğini tahmin etse dahi mutlaka dinlerdi. Tüm görüşler ve kanaatler bildirildikten sonra en son Sabri Bey kendi kanaatini söylerdi veya en azından “Tekrar tartışalım, gözden geçirelim” derdi.

Sabri Ülker Bey hızlı hareket eder, çok hızlı yürürdü. Ankara’ya geldiği zaman depoları ve işletmeleri birlikte gezerdik. Önce depolardan başlardık, ben depolardan da sorumluydum ozaman. Biz arkasından adeta koşarcasına giderdik ama yetişemezdik. Düşünün biz o dönemde epey genciz,hızlı hareket edebilecek dönemimizdeydik. Buna rağmen Sabri Bey’i yakalayamazdık.

Tevfik Arıkan
Müşteri İlişkileri ve Kanal Koordinasyon Genel Müdürü

“Çocukluğumda babamdan hep
Sabri Ülker’in methini duyardım”

Doğan Besler

Çocukluğumda babamdan hep Sabri Ülker’in methini duyardım ve kendisini çok merak ederdim. Sabri Bey de öğrenciyken yaz tatillerinde Besler’de hamur dairesinde çalışıyormuş. Rahmetli babam ben bisküviciliğe ilk başladığım zaman “bisküviciliğin alfabesi hamur dairesinden geçer” derdi. Demekki Sabri Bey de bisküvicilik işini ilk hamur dairesinde öğrenmiş.

Ülker birçok konuda ilklere imza attı. Mesela 1962’lerde biz sevkiyatımızın yarısını ambarlı kamyonlarla parça sandıklarla gönderiyorduk. Nakliyede ilk hamleyi Ülker yaptı. Kendisi kamyonu aldı, malları yükledi, bisküvi kutularını hiç hasar görmeden firesiz olarak müşterilerin ulaştırdı. Bu bence ilk devrimlerden biriydi. Ülker her zaman yenilik getirdi. Türk bisküvi sanayinde diyelim ki 100 çeşit varsa bunun 80’ini Ülker,dolayısıyla Sabri Bey çıkartmıştır.

Doğan Besler ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Doğan Besler
İşadamı

"Kapısı manevi olarak daima açıktır"

Aziz Refiğ

Sabri Bey özellikle işçi ilişkilerine çok önem verirdi. İşçilerin her türlü sorunu kendi sorunu gibi görürdü. Bu aslında her zaman, her şirkette söylenir. Yöneticiler genellikle, “Benim kapım her zaman açıktır, isteyen gelebilir” der. Kapı ardına kadar açıktır ama hiçbir zaman o cesareti, ya da sıcaklığı bulamazsınız. Halbuki Sabri Bey’in kapısı fiziki olarak kapalı olsa bile manevi olarak daima açıktır. Ülker’de çalıştığım zaman zarfında, Sabri Bey’in kapısının karşısındaki küçük bekleme odasında gerek dışardan gerek işçilerden bekleyenler hep olmuştur.

Bir gün Sabri Bey beni yanına çağırdı ve bana bir görev verdi. “Senin işin insanla ilgili. Çalışanların zorluk içinde yaşayan kesimi işçilerdir. Daha üst düzeyde olan memurlar belirli bir yere gelmişler, hayatlarını idame ettirmek için belli kazançları ve imkânları oluşmuş. Bu işi yaparken ne kadar zamanın varsa bunları işçilere ayır, fabrikaları dolaş, işçilerle yüz yüze konuş; bunları ben senden dinleyeyim ve seninle biz işçilerin sorunlarını çözmeye çalışalım. Çünkü hiçbir zaman herkes bana gelip de derdini anlatmaz. Onların dertlerini dinleyen ve onları bana aktaran insan olmanı istiyorum” dedi.

Aziz Refiğ ile 2006 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Aziz Refiğ
Yıldız Holding Eski İK Koordinatörü

"Ülker’i evladı gibi görür"

Ümit Çelebi

Yalnızca aile üyelerinin ve benim bulunduğum bir toplantıda Sabri Bey kendisinin Ülker hakkında ne hissettiğini söyledi: “Ülker de benim bir evladım. İnsan evladını iyisiyle, eğrisiyle doğrusuyla sever. Bir evladı hatalıysa onu unutmaz, onu da sarar. Ama öbür evlatlarını bunun için feda etmez. Dolayısıyla da ben Ülker’in hayat boyu devam etmesini, başarılı olmasını istiyorum. Ülker’in benden ilerde ve benden ötede sürmesi için onu bir evladım kadar korurum. Ona evlatlarım kadar güvenirim ve serbest bırakırım.” Bu çok ilginç bir konuşmaydı. Ben o zaman bir şirketi evlat gibi görmenin ne demek olduğunu anlayamıyordum. Daha da önemlisi, her şirketin bir kimliği, kişiliği olduğunu ve özgürce o kişiliğinin içinde yürümesi gerektiğini hiç düşünememiştim. Biz Sabri Bey’in bize o zaman anlattığı şeye bugün kurumsal kimlik diyoruz. Sabri Bey, o dönemlerde dahi kurumsal kimliğin öneminin bilincindeydi.

Ümit Çelebi ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Ümit Çelebi
Reklamcı

"Rakibin aleyhinde konuşmaz"

Fahri Öksüz

Sabri Bey her sohbetimizde hayatından bahsederdi. Galata Köprüsü’nün altında nasıl nane şekeri sattığını, Besler Fabrikası’nda nasıl işçilik yaptığını... “Sipariş toplamak için Trakya’ya kamyonun üzerinde gittik. Otobüs yok, taksi yoktu o zaman. Kamyon sırtında, yükün üstünde giderdik” gibi şeyler anlatırdı.

Rakiplerinin aleyhinde konuşmaz; kendi işimiz ne olacak, ne yapacağız, ne satacağız, nasıl ileri bir adım atarız, onu anlatırdı. Kendisiyle genellikle Topkapı’da konuşurduk. Ankara’daki tesisi kurduğu zaman evinde yatmadı. İyi biliyorum. İstanbul’dan gece gelir motorlu trenle, yataklı, Ankara’da akşama kadar çalışır, tekrar İstanbul’a gider trenle... Kaç ay... Önlüğünü giyer, bisküviyi alıp da bizzat kontrol etmek için fırınların bir penceresini açar ve kontrolünü yapar.

Fahri Öksüz ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Fahri Öksüz
Antakya Distribütörü

"Güvenli hammadde konusunda titizdir"

Necati Can

Sabri Bey ürün konusunda çok titiz bir iş adamıdır. Biz sürekli kakao ithal ederdik. Eskiden kamyonlarla gelirdi, şimdi gemiyle geliyor. Bunlar Tarım Bakanlığı’nın laboratuvarlarından “uygundur” diye geçerdi ama Sabri Bey bunları tekrar tahlil ettirirdi.İthal edip vergisini ödediğimiz kakaoları dışarı geri gönderdiğimiz çok olmuştur. Yani Sabri Bey hammadde ve üretim konusunda devletin kurumlarından daha titizdi. Ödediğimiz vergileri de geri alamıyorduk. Buna rağmen geri göndertiyordu. Sabri Bey sadece iş hayatının gerekliliklerine göre değil, hassas bir şekilde, tüketiciyi, insanı düşünerek karar veren bir yöneticidir. Bu nedenle Ülker bugün de başarıyla yoluna devam ediyor.

Genelde iş adamları istedikleri konuları müşavirleri, yakınları veya yöneticileri vasıtasıyla takip ederler. Sizden bilgi alınır ve bu yukarıya iletilir. Sabri Bey’in çalışma sistemi böyle değildi. Sabri Bey hiç beklemediğiniz bir saatte sizi doğrudan arar bir dakikada o konu hakkında net ve doğru bilgiyi alırdı. Kendi fikrini söyler, sizin fikrinizi alırdı ve ortak bir karar verildi. Sabri Bey’le biz buna alıştık.

Necati Can ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Necati Can
Eski Gümrük Müşaviri

"Evet Efendimci'ye kıymet vermez"

Fuat Çanakçı

Sabri Bey’in dinleme özelliğini ben kimsede görmedim. Dinlerken de, Aristocu bir sistemle sorusunu sorar, söylediğini açarak, açtırarak sonuna kadar uğraşır, ondan sonra bunun muhakemesini yapar. Ama sözüne güvendiği, böyle “Evet efendimci” olmayanları ancak... Ötesine kıymet de vermezdi. Kişiye bir defa inandı mı inandı, bitti! Sabri Bey’in dinleme özelliğinin en büyük örneği, fabrikaya koyduğu kutulardır. Nedir bunlar? Öneri, akıl küpü... Onları her kim, hamal da yazsa, orada taşımacı da yazsa, yükleyici de yazsa, tek tek okutur, tasnif olacakları ettirir, değer bulduklarını bizzat kendisi mutlaka gözden geçirir ve bunları yılsonlarında ödüllendirirdi.

Ben istanbula her gidişimde fabrikaya giderken Unkapanı köprüsünden geçerdim.Zaman zaman Sabri Bey’le karşılaşırdık.Onu dosya karıştırıyorken görürdüm. Akşam fabrikadan eve giderken bakamadığı dosyaları çantasına doldurur, biner arabasına o dosyalara eve gidene kadar bakar, evden dönüşte yine bakardı.

Fuat Çanakcı ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Fuat Çanakçı
Samsun Distribütörü

“Müşterinin ne istediğini,
neyi seveceğini iyi ölçüyor ve biliyordu.”

Patrick Baırd

Sabri Ülker Bey’le ilgili ilk izlenimim onun oldukça teknik bir adam olduğu yönündeydi. Çok teknik çalışırdı, sıra dışı bir vizyonu vardı.

Ülker’e ilk geldiğimde fark ettim ki Sabri Bey bir aile adamı onunla aileniz hakkında konuşmak isterseniz her zaman sizi dinlemeye hazırdır. Eşimle Türkiye’ye geldiğimizde 3 çocuğumuz vardı. Ama yaşları Türkiye’de eğitim almaları için pek uygun değildi. Bundan dolayı İrlanda’ya döndüler. Her dönem yıldı 3 kez buraya getirtirdi Sabri Bey onları. Bunu yapmaktan mutluluk duyardı.

Bazı insanlar piyasa değerlendirmesinde oldukça başarılıdır, ustadır. Sabri Bey yeni bir ürün talep ediyordu.Biz o ürünü üretiyorduk ve o “ Bundan hoşlanmadım, şurasını beğenmedim, türk insanı bundan hoşlanmaz. Ben Türk’üm ve biliyorum ki Türk’ler bunu sevmez…” diyebiliyordu.Yani müşterinin ne istediğini,neyi seveceğini iyi ölçüyor ve biliyordu.

Patrick Baird ile 2007 yılında yapılan söyleşiden alınmıştır.

Patrick Baırd
İrlandalı Bisküvi Uzmanı
Diğer Sayfa

Kollektif İnteraktif Ajans